27 Ekim 2011 Perşembe

özlemek baki.


oya'nın film zamanı verdiği sedefli kabukta çeyrek ...... .
yaktım. eylülün 23ü. ilk defa yalnız başıma içiyorum. ev güzel, temizlik yaptık gecenlerde.
kafam çok iyi.
nefesim daralıyorsa biriyle, aşkla ilgili, hep eski mutsuzluklar, gerginlikler geliyor aklıma, oturuyor boğazıma yumruk gibi.
bir daha hiç öyle mutsuz olamazmışım gibi sanki, bir daha hiç öyle aşık olmasam der gibi. bu ne biçim bir dilek!
sonra telefon çalıyor, gelmişsin, gelirim ben de diyorum.
3 duman daha kaldı.
ve biraz müzik
ve çıplağım.
arı.
yeni gezegenler bulmussun astronot güzeli diyorlar, yeni gezegenler beni buldu diyorum..
yağmur yağdı.
aşık oldum.
param bitiyor.
gezmek istiyorum.
biraz zayıflamak istiyorum.
aslında hep sarhoş olmak istiyorum.
eylülü her sene içimde tekrar kaşfediyorum, nasıldık?, nasıl olacağız?
beklemekten başka seçeneğim yok değil!
beklemeyi kendim seçiyorum.
beni geziniyor sanıyorsun, oysa ben duruyorum.
kendini geziniyor sanıyorsun, oysa çoktan geçtin beni.
benden geçme yeter.
neyi özleyeceğimi bilmek veya yazmak kalbimi kırmıyor.
öğleden sonraları son çayı içip, kafayı kırıp, mutlu bir müzik dinlerken,
yağmur yağdı.
ve beni sevip sevmemen hiç önemli değildi.
varları ve yokları saymak sıkıcı güzelim, bırak aksın.
böylece neyi özleyeceğini bilmek kalbini ısıtsın.
özlemek baki.
anların güzelliği tüm ömrümü ve ömrüm sonrasını aydınlattıkça, biraz çamurum, müziğim, yakınımda gümüş sular oldukça mutluyum.
huzurlu değilim.. ama mutluyum.
sevgiler.

Hiç yorum yok: